Kilise olmak uzere belli basli kuruluslar hemen itiraz ettiler: yaratmak insanin isi degil, ve ayrica insan ve hayvan hucreleri birlestirilse insanin olaganustu yapisi bozulabilir! Tabii kilise’den cikan bu fetvalar tabloid basina Dr. Moreau’nun adasindaki yaratiklarin fotograflari halinde yansidi. Hemen yari insan yari hayvan irk’in dunyayi nasil ve ne zaman ele gecirecegi tartismalari Hollywood’u bile kiskandiracak sekilde gorsel medyada islenmeye basladi. Hatta araya mutant savaslari senaryolari serpistirilmeye baslandi.Bunun uzerine bilimadamlari embriyolarin sadece ve sadece %0.1’inin hayvan hucrelerinden gelecegini ve bilime hizmet ettikten 14 gun sonra yok edileceklerini yinelemeye basladi. Yani, embriyolar neredeyse (!) insan gibi olacagi icin “insanoglunun olaganustu yapisi” bozulmamis olacakti. Ve 14 gun icinde yokedilecekleri de yasayla sabitleneceginden farelerle beslenen kuyruklu komsulariniz olmayacakti. Ama Science vs. Religion filminin bilmemkacinci tekrari olan bu senaryo burada bitmedi tabii. Kilise hemen karsi ataga gecti ve bu kez embriyolarin 14 gun icinde yokedilmesine takti: yaratmak nasil insan isi degilse yoketmek de oyleydi. Sonucta bunun kurtajdan ne farki vardi ki?
Amaci insanliga hizmet olan bu iki olgunun yuzyillardir bu kadar siklikla neden karsi karsiya geldigini anlamak gercekten zor. Alzheimer’i tedavi etmenin (veya en azindan bu yolda calismanin) insanliga hizmet edecegini savunur bilim. O zaman din baska birseye mi hizmet ediyor? Objektif yaklasip bir de soyle dusunmeye calisiyorum: Belki de alzheimer’in tedavi edilmemesi gerekiyor (?). Cunku o zaman herkes daha uzun yasayacak, insanlarin yasamalanlari kisitlanacak vs. vs. Belki de din bunun olacagini ongorerek karsi cikiyor. Ama bunu ongormek din icin ne kadar normal ise, bir hastaligin varligindan haberdar olup onu tedavi etmemeye calismak da bilim icin o kadar absurd.
Sonucta, biz bu filmin degisik bolumlerini seyretmeye surekli devam edecegiz galiba…

